fıstık krokan ve çikolatalı pasta, güzel bir sohbet, irish cream aromalı kahve, anne için duyulan merak, biraz da korku, solan nergisler yerine gelen yeni nergisler, sevgilinin kokusu, aÄŸlak aÄŸlak izlenen bir film, bol fotoÄŸraf, biraz kitap, defalarca dinlenen bir ÅŸarkı, ilk defa evde denenen ve tadı sevilmeyen karidesler, balık kokan mutfak, likörlü çikolata, anne sesini duymanın rahatlığı ve mutluluÄŸu, market kalabalığı, tertemiz kokan saçlarım, yaÄŸmur sonrası güzel hava, kil maskesi, internet gezgisi, bir bardak süt ve diÅŸ fırçası…

scott fitzgerald’ın romanından uyarlama olan ve ÅŸu an 13 dalda oscar’a aday gösterilen filmi az önce izledim. izlerken çok aÄŸladım, çok sevdim, çok etkilendim…
bu klibi “seldak; bak bu ÅŸarkıyı sen çok seversin” diye izletti sevgilim. beni bu kadar iyi bilmesine bayılıyorum. sevgilim sevgilimm sevgilimmm; dünyada baÅŸka yerlerde doÄŸup büyümüş olsaydık bile ben kaçar, koÅŸar, gelir yine sana aşık olurdum…
bu arada şarkıyı söyleyenler new yorkta yaşayan iki deli kız, hem de kardeşler. grupların ismi ise the pierces şarkılarının hepsi birbirine benzese de çok eğlenceli bir etki bırakıyorlar. Hatta aşağıdaki videodaki şarkı dexter dizisinin 3. sezon tanıtımında varmış. tanıtımı izlemeyi kaçırmışız ancak ff sayesinde dinlemiş ve sevmiş olduk.
The Pierces – Secret – The most amazing bloopers are here
hemcinslerimde çok kıskandığım bir görüntü; topuklu ayakkabılar!
topuklu giyebilenler; ne kadar güzel göründüğünüzden haberiniz vardır umarım! bense asker gibi botlarım ya da spor ayakkabılarımla rap rap yürüyen bir kişiliğim.
topuklu ile yürüyemeyeceğime göre üsteki herbir ayakkabı için kalbim küt küt atsa da kendime şu aşağıdaki çizmelerden birini almam gerekecek.
15mm fisheye ile çekim yapma telaşındayım, lomo fisheye makinamın çekimlerini merak etmekteyim, analog ile çekim yaparken makinanın arkasına bakmaktan kurtulmalıyım. tele objektifimi satıp üzerine iki bilezik bozdurup full frame makinaya geçiş yapmalıyım!
pilobolus bir dans grubu. yaptıkları gösteri çok etkileyici.
oscar töreninde izlemiştik. ama tekrar tekrar izlemekten zarar gelmez (:
yaklaşık 2 yıldır neredeyse ayda 2 kez göbeğimin aczık sol üstünde bir kabartı çıkıyor, kaşınıyor, kızarıyor, biraz durup ben farketmeden geri kayboluyor. geçen yıl ablam ve doktor eşi evimize yemeğe geldiklerinde çıkmıştı ve hemen gösterdim, bir kaç latince ve oldukça tıbbi açıklamarada bulundu ancak bahsettiği diğer belirtiler olmadığı için önemsememeye karar verdik. doktor arkadaşlarımdan da benzer cevapları alınca sormamaya başladım.
bir ara notebook’umu hep kucağımda kullandığım için ondan olabileceÄŸini düşündüm, yediklerim yüzünden bir alerji olabileceÄŸini düşündüm ve kendimce deneylerde bulundum; ama hiçbiri tutmadı.
şimdi tam da herzamanki yerinde çıktı, kızardı, kabardı. ancak sorun ben hangi doktora gideceğim, ne diyeceğim, doktor bana gülecek mi, yoksa sonsuza dek bu küçük kırmızı kabartıyla mı yaşayacağım :(((

youth republic’den haberdar olduktan sonra keÅŸke benim zamanımda da olsaydı diye iç geçirdim…
kmy diye bir kısaltmaları var; kmy olun ve çok şey öğrenin, eğlenin ve para kazanın, kariyeriniz için ilk adımları atın diyorlar aslında. kmy ne demek peki; kampüs marka yöneticisi demekmiş.
aslında youth republic büyük ve şirin bir ajans. çeşit çeşit markayı üniversitelerde tanıtmak amacıyla öğrencileri görevlendiriyorlar ve herkes bu işten karlı çıkıyor.
kendi öğrencilerimi haberdar etsem diye hemen aklımdan geçti. ama sayısal bölümlerde okuyan; özellikle mühendislik, diş hekimliği ya da tıp fakültesindeki öğrenciklerimin sanmıyorum vakitleri olsun. yine bir çok işi bir arada yapabilecek olanlar eminim vardır.
youth republic’in misyonu ÅŸahane. ve tabi böylesi bir fikir birliÄŸi içindeki yaratıcı beyinlere yakışır bir de siteleri mevcut. fikir her kiminse aklına saÄŸlık. biz sitenin hastası olduk. manifestolarını okumak maksadıyla herbirini trombolinde zıplatıp duruyor, özgeçmiÅŸlerini anlatsınlar diye kmy’leri havalara havalara atıyorum. kimbilir ne eÄŸlenceli çekimleri olmuÅŸtur diye hafiften de haset duyuyorum. unutmadan aÅŸağı inmek ya da yukarı çıkmak için sol alt köşede bekleyen çocuÄŸun hastasıyım, burdan ona selam söylüyorum (:
son olarak da kmy olmak istyenler sitesi burda, blog sayfaları da şurda.

friendfeed‘de gördüğüm takı tasarımlarına tasarımcı Sadi Tekin‘in verdiÄŸi isim; Pick Me, tanımı da ; mutluluk projesi.
Pick Me ürünleri burda görüp hayran olabilir ve yakın çevreden hediye gelmesi için pusuya yatılabilir. (okuyucu sana söylüyorum kocam sen anla)
ben kendi koleksiyonumu oluÅŸturdum bile. ama sitedeki ürünler kadar Sadi Tekin‘in kiÅŸisel sitesindeki numaratör gezinmeye bayıldım. bu zamana kadar gördüğüm en güzel ikinci flaÅŸ site diyebilirim. birincisi ise hala dorothy shoes (:

ben küçükken babamın beli aÄŸrıdığında annem bengay sürerdi ve kaldığımız küçük lojmanda kış ayında bu koku bir kaç gün boyunca geçmezdi. Bengay hala piyasada satılmaktaymış, bilmiyordum. bir kaç gündür devam eden bel aÄŸrıma annem çocukluk anısı gibi ilaç buldu. ÅŸu an her yer buram buram bengay kokuyor ve aÄŸrım yavaÅŸ yavaÅŸ hafifliyor. ama gözlerimi kapatınca o küçük lojmanda sobanın kenarında kıvrılmış uyuyorum…