Sabah erkenden sevgilim ile MaraÅŸ-Göksun’a gidiyoruz. Bir kaç gün Adana’nın boÄŸucu sıcaklarından kaçmış olmak bile yetecek. AkÅŸamları köy evimizin terası ÅŸahane olmakta. Fırından yeni çıkmış halvane (bir tür çerkez ekmeÄŸi) ile semaverde çay keyfi yapmak için sabırsızlanıyorum.
Kısacık bir süre de olsa biraz dinlenecek, biraz gezecek, epeyce çerkez yemeÄŸi yiyeceÄŸiz…

Portre fotoğrafları çekmek inanılmaz güzel bir iş. Geçirdiğimiz bir kaç ayı bu anlamda çok iyi değerlendirdim. Ancak hala fotoğraf çekmeye çok açım!
Son zamanlarda insanlara baktıkça; bu kişinin fotoğraflarını çekmeliyim, şöyle bir kadraj oluşturmalıyım diye düşünemeden edemiyorum.
Bir televizyon dizisi oyuncusu, haber spikeri, bir şarkıcı, yolda rastladığım biri, marketteki kasiyer, üniversitedeki hocam, rüyamda gördüğüm ve aslında hiç olmayan insanlar diye liste uzuyor da uzuyor.
Ben de kendime fotoğraflamak istediğim 10 yabancı ünlü, 10 yerli ve 10 ünsüz listesi oluşturmaya karar verdim.
Liste için bir miktar düşünmem gerekecek.
Zira bu 10′lu takımlardan tamamladığım olursa kendim için çok büyük bir ÅŸeyi becermiÅŸ olacağım. Sonrasında ne mutlu bana!

Geçtiğimiz haftasonu çokca güzel vaktit geçirdik. süper insanlar olan Poyrazoğlu ailesi misafirimiz oldu. Bolca sohbet edip bolca Zeynep sevdik , uzun sohbetlere daldık ve çok sayıda fotoğraf çektik.
Oldukça düzenli bir plan yapmıştık. Çünkü zaman kısa, yapılacak etkinlik çoktu. Bazı şeyler eksik kalsa da güzel vakit geçirdiğimizi düşünmekteyim.
Bir yandan da herşeyi yapamamış olmak onların tekrar gelmesi için bir bahane olabilir diye düşündük.
Böylesine güzel zaman geçirip eÄŸlensek de kocam ile oldukça dikkatli bir ÅŸekilde “anne-baba olmak , çocuk olmak “ı yakından inceledik. Bizim için ideal birer örnek olduklarını söylememiz gerekir.
Karı-kocadan oluşan ailemizin büyümesi yolunda bizim için faydalı bir staj niteliği taşıdı bu bir kaç gün.
Ancak bir çok şey izlemekle, dinlemekle olmayacak ve tamamlanmayacak. O harika duygular yaşanmadan hiç de tahmin edilesi duygular değilmiş, en çok onu anladık.
Biz Zeynep ile sadece bir haftasonu geçirdik ve burda kalan tişörtünü koklamaktayız .
Anne-babası O’na sahip oldukları için, Zeynep ise böyle güzel kalpli ebeveynlere sahip olduÄŸu için çok ÅŸanslılar…
Ne kadar kendime özenle sıkıntılar yaratsam da şu son zamanları çok keyifli şeyler yaparak geçirdiğimi fartettim. Ve bunları hatırlamak için onları yazdım:
Eveet, neymiÅŸ; iyi ÅŸeyler çok kötü ÅŸeylerden azmış, memnuniyetsiz olmamak gerekmiÅŸ…
…ve ani bir teklif-karar ile dershaneye geri döndüm.
FotoÄŸraf ve öğretmenlik bir arada nasıl olacak diyip çok düşünmüştüm. Hala devam eden saÄŸlık sıkıntıları da cabası. Ama öğretmeliÄŸi de çok özledim ve daha fazla ara bana zarar veriri hale gelecekti. Hepsinin bir orta yolunu buldum galiba…
Hem fotoğraf için zamanım olacak, hem de deli gibi sevdiğim gerçek mesleğimi yapmış olacağım. Haftada 4 gün evime çok yakın (yürüme mesafesi ile 5 dk) şubede eski arkadaşlarımla çalışacağım.
Heycanlıyım ama hala acaba da diyorum. Bundan sonrasını zaman gösterecek…
Yaz burnunun ucunu göstermekten vazgeçip tüm gücü ile bizi periÅŸan etmeye baÅŸladı. Gün içinde dışarıya çıkmak için en uygun saat akÅŸam 6′dan sonrası. Ama sıcak bir memlekette olmamıza raÄŸmen dükkanların 7 gibi kapanması da çok sıkıntı. 9′a kadar açık kalsa hayat daha güzel olacak.
Ama zorunda kalıp da öğlen saatleri dışarı çıkmak gerekiyorsa vay halinize. Geçen gün tam öğle vakti dışarıdaydım, uzun bir de mesafeyi yürümek zorunda kaldım. Hala başımın sıcak olduğunu hissediyorum.
Güzel bir yaÄŸmur yaÄŸsa ve ÅŸu pis havadan kurtarsa ya bizi…
Sevgili kuzeninim hediye ettiÄŸi Lomo Fisheye makina sayesinde Lomography delisi oldum çıktım. Bu makinalar ile çekim yapmanın tadı bambaÅŸka. Hele filmleri kendiniz yıkıyor ve basıyorsanız çok daha güzel ve özel oluyor yaptığınız iÅŸ. Şahsen ben deli gibi heyecan duyuyorum. Özellikle lomo’nun beklenmedik sonuçları çok ÅŸaşırtıcı oluyor. Lomo makinamın yanında çok kocaman ve ürkütücü görünen Canon 5D yi elime alınca Lomoya ihanet etmiÅŸ gibi hissetsem de ikisinden de vazgeçemiyorum. Bir yandan herÅŸeyi kontrol edbildiÄŸiniz ve fotoÄŸrafı hemen görebildiÄŸiniz Dslr makina, diÄŸer yanda ışığın, rengin, anın tamamen kontrolsuz ve kötü kalitede kaydedilmesi var. İşte heyecan da burda. (örnekler için burdan lütfen)
Bu oyuncak gibi fotoğraf makinalardan bir çoğunu almak epeydir aklımda.
Açıkcası ben tüm lomo makinaları kullanmak istiyorum. Bütçeme uyduğu sürece her ay bir tanesini alma niyetindeyim. Ancak biraz daha zaman gerekli. Zira tüm ekipmanımı yeniledim; 5D body ve 17-40mm objektif aldım, evdeki stüdyoyu dekore ettim, ışık sistemi aldım vs. vs.
Bu arada makinaların Lomography.com fiyatı biraz yüksek. bunları E-bay’dn almak daha karlı olur gibi. Hem kullanılmış olması koleksiyon oluÅŸturmak için çok daha iyi olacaktır. Hatta B&h Photo fiyatları bile daha uygun.
Ayrıca şurda Lomography ile ilgili güzel bir yazı var. Burda da benim lomo fisheye çekimlerim bulunmakta.
Bir alıntı yaparak sergi haberi de vermek istiyorum. Facebook üzerinde link var, onun dışında bir link bulamadım.
Devamını okuyun »
Belli bir yaÅŸa gelince eskiden “büyük”lerden duyduÄŸum bir çok ÅŸeyin gerçek olduÄŸunu anlıyorum. Hiç kızmayacağımı düşündüğüm ÅŸeylere kızıyor, hiç yapmam dediÄŸim ÅŸeyleri yapıyorum ve iÅŸin garip yanı bunlar beni hiç rahatsız etmiyor! 30 yaşına az bir ÅŸey kalmışken iyice “büyümüş” hissediyorum. Lakin son bir kaç aydır kafam çok ama çok karışık.
Mevzu ; iş-güç. Şu an sanki bir yol ayrımındayım. Ama bu yaşta olmaması gereken bir yol ayrımı bu. Öğretmen olarak çalışmaktan herzaman çok büyük keyif aldım ve çok da güzel geri dönüşlerini gördüm. Ancak bu yıl biraz sağlık sıkıntıları, biraz yorgunluk, biraz da fotoğraf tutkusu ile öğretmenliğe fiilen ara verdim. Öğretmeye devam ettim tabi; sadece upuzun bir süredir herhangi bir kuruma bağlı olmadan geçirdiğim ilk yıl oldu.
Tekrar çalışmak için tam da ÅŸu sıralar baÅŸvuru yapmam gerekiyor. İşte büyük kararsızlık burda. Sınıfı, yoÄŸun ders günlerini deli gibi özlemiÅŸ olsam da bunun için fotoÄŸraf makinasını elimden bırakmak fikri beni çok korkutuyor. Çünkü biliyorum ki bu iki iÅŸ bir arada asla yürümez…

Aylardır csi izlemekten neredeyse hiçbir ÅŸey izlemez hale gelmiÅŸtim. Çünkü ben fena takıntılıyım bitmesi için. En sonunda csi las vegas’ın tüm sezonlarını bitirip haftalık izlemeye geçtim. Csi ny için de ara ara zaman ayırıyorum. Zira tüm sezonların altyazısı bulunmuyor ve bir çok bölümünü de cnbc-e’den izlemiÅŸtim.
Dün akşam çok uzun süredir izleyecekelerimiz listesindeki J.J. Abrams, Alex Kurtzman, Roberto Orci üçlüsünün yazıp yönettiği Fringe dizisine başlamış bulunmaktayım.
Dizi sanki Lost ve Alias karışımı. Alias’daki ajan-çift taraflı ajan, fbi ve cia içindeki kötülere dem vururken Lost’daki sayı çılgınlığı, ölüp dirilme temaları var. Hatta Massive Dynamic ÅŸirketinin Dharma Initiative olduÄŸundan şüphelenmiyor deÄŸilim. Aslında modern X Files bile diyebiliriz.
Fringe’de Peter Bishop rolündeki yakışıklı adam Joshua Jackson; eskilerden bildiÄŸimiz Dawson’s Creek‘in Pacey Witter‘i. Ayrıca ilk bölümdeki kötü adam; Changeling filmindeki kötü adamın ta kendisi. son olarak Lord of The Rings’den hatırlayacağımız Kral Denethor rolundeki John Noble bu dizide kırık bilim adamı Walter Bishop olarak karşımıza çıkmakta.
Åžu an 2. sezonu devam eden dizinin ilk sezonunu eminim bu hafta bitireceÄŸim (:

Hasta yatağım daha soÄŸumamıştı belki İstanbul’a indiÄŸimizde. HerÅŸey öyle hızlı öyle keyifli geçti ki; ben hastalığı vs. unuttum. Karı-koca İstanbul’a Miss Turkey 2009 güzellerini fotoÄŸraflamaya ve bloglamaya gittik. Her anı çok heyecanlı ve keyifli geçti. Yarışma 29 Nisan akÅŸamı olacak. o güne kadar kalmak çok iyi olurdu ancak bünye dayanamadı.
Dün akÅŸam evimize döndük. Harika insanlarla tanıştık, süper dostlar edindik. Zeynep‘in sesini duyduk. Kedili yaÅŸamı tattık. İnternete limk camiasından edindiÄŸimiz muhteÅŸem dostlardan sonra bir kez daha sükrettik. Çünkü en yakın olduÄŸumuz arkadaÅŸlarımızın neredeyse hepsi bir ÅŸekilde internet üzerinden tanıştığımız ve kaynaÅŸtığımız kiÅŸiler oldu. Ve ÅŸunu anladık; bizim kafamızdan pek az insan yaşıyor yakın çevremizde. Bu belki İstanbul’a yerleÅŸmek için bir neden bile olabilir.

Bu arada ilk defa İstanbul ÅŸehrinden çok keyif aldık. Çünkü Taksim dolaylarına (karşı taraftakiler kızmasın lütfen) pek geçemedik. Anadolu yakasında Suadiye’de kaldık, Caddebostan sahili ve BaÄŸdat caddesi gezmeleri yaptık. Åžile’ye gidip gidip geldik.
Derken ben hala çok öksürüyorum ve hala berbat bir şekilde boğaz ağrım var. Bugün aldığım doktor randevusuna gitmedim çünkü ilaç kullanmak istemiyorum.
istanbul’da kaldığımız süre boyunca biriken özel dersler, fotoÄŸraf çekimleri, atolye ödevleri beni bekliyor. koÅŸa koÅŸa istanbul’a gitmek istiyorum, aÅŸağıdaki fotoÄŸrafta olduÄŸu gibi çimlere uzanmak istiyorum. Gülnur kız bana tarçınlı ıhlamur yapsın istiyorum
