yılardır hayalini kurduÄŸum tatil yapıldı ve bitti ve ben çok iyi dinlendim , yüzdüm , güneÅŸ gördüm, yemek yapmadan karnımı doyurdum, boÅŸ boÅŸ saatlerce oturdum, denizi izledim , çakıl taÅŸlarıyla oynadım, dondurma yedim, sefgilime baktım, burayı hazırlamak için cici ÅŸeyler düşündüm, uzun süredir aramadıgım arkadaslarımla görüştüm ,uzun süredir okumadığım dergi ve kitapları okudum, eskiden takip ettiÄŸim internet sitelerini gezdim, red alert oynadım, kumlara bastım, çilek reçeli yaptım , saçlarımı ördüm, yüzüme maske yaptım, bir sürü film izledim sevgilime sarıldım, midye yedim ve evet burayı hazırladım…

Bi boÅŸluk oldu ama ÅŸimdi… Ben tüm kış, bunun heyecanıyla yaÅŸamıştım simyacı daki olaya benzedi, e ne ki o simyacı ben kimyacı :) En yorgun zamanlarımda ,konuÅŸmaktan sesimin kısıldığı zamanlarda kaçamak bi düşünceyle kendime “bekle dinecik az kaldı hepsi bitcek ve sen tatil yapabilceksin, 4 yıldır girmediÄŸin denize gireceksin, bırak yol kenarındaki kirli su birikintilerine zıplamayı koca kız oldun biri görecek rezil olacaksın, hadi ÅŸimdi derin bi nefes al seni bekleyen insanların yanına dön tahta kalemlerini unutma ,çayından son bi yudum, hıh ÅŸimdi sigarayı da söndür , evet evet saçların iyi, hadiii ” dedim…
Syd Barret ‘in60 yaşında hayatını kaybettiÄŸi açıklandı…ben aÄŸladım…
Lise yıllarında bi kaset almıştım, albümün adı Relics idi, ilk dinleyiÅŸte kasetin A yüzündeki 2. ÅŸarkıyı çok sevip bi kaç hafta ortalarda See emiliii pleeey diye mırıldana mırıldana dolaÅŸmıştım ve tabi o günlerde baÅŸladı Pink Folyd hayranlığım ve hala devam etmekte,, devam etmeyen ise Syd’in yaÅŸamı…
Meddle albümünden sonra Syd ve gruptaki deÄŸer elemanlar arasında, hatta Syd il gerçek dünya arasında kopmalar baÅŸlamıştı ve bir süre sonra Syd stüdyoya kayıta geldiÄŸinde artık gruba dahil olmadığını öğrendi, pek de sallamadı çünkü iyi deÄŸildi…
Ben hep ÅŸunu düşündüm; Pink Floyd‘un ilk kurulmasında yer alan bu dahi adam ya dağılmasaydı, Gilmour , Waters, Mason ve Wright gibi kalabilseydi Pink Floyd nasıl olurdu daha nasıl olurdu?
Grubun yanılmıyorsam 14 albumünün yalnızca 4 ünde yer aldı Syd Barret ve bu sıkı Pink Floyd hayranları için saygı duyulması, öpülüp başa konulmasını engellemedi, sahnede yaptığı hataları, bayılmaları, saatlerce tek notaya basılı kalan parmakları, kullandığı Acidler grup
arkadaÅŸlarının ona ÅŸarkılar yapmasını engelleyemedi, benim bugün oturup onun için aÄŸlayarak Shine on you crazy diamond dinlememi engellemedi…müzikal anlamda çok etkisi kaldı Pink Floyd’da bu kesinlikle yadsınamaz.
Bir söylenti dolaÅŸmaktaydı epeydir; temmuzun ortalarında David Gilmour çok önemli bir açıklama yapacak diye, ben de acaba son bi kez full kadro bir araya geleceklermi diye düşünürken temmuzun ortasında Syd’in öldüğünü öğrenmek acıttı beni.
Rahat uyu diyerek bir mum yaktım onun için…aÄŸlayarak Wish you were here mırıldandım içimden…
Shine on Syd…dönersin sanmıştık sen gittin…
Şehirdeki tüm mobilyacılar gezdim, koltuğun rengi, dolabın iç çekmecesi , şifonyerin aynası, kitaplığın boyu, sandalyelerin minderi derken mobilyacılar evim gibi oldu öyle çok gittim ki oraya; çalışanları düğünüme bile davet ettim.
Zor, bazen yorucu ama bi o kadar da zevkli (benim için, sevgilim için asla! ) mobilya seçme süreci sonunda bitti, yeni cicilerimiz evimize geldi kurulumu yapıldı biz evlendik, aradan 6 ay geçti ama sorun şuydu: ben o kadar özene bezene aldığım eşyalarla kısıtlı bütçeyle hayalimdeki evi kurmanın keyfini yaşayamadım bi türlü, çünkü evimde vakit geçiremiyordum çünkü çok yoğun çalışıyordum!

E noldu hastalandım tabi ama hastalanmayı hiç bu kadar sevmemiştim,hasta olup da kendimi hiç böyle mutlu hissetmemiştim, bir haftadır işe gitmiyorum , üstün performansımdan dolayı kimsecikler de bişi söylemiyor ve ben evimde vakit geçirebiliyorum :)
Hele ilk gün çok heyecanlandım, tüm gün ne telefon geldi ne soru çözdüm ne eve öörenci geldi ne de evden dışarı adım attım, evimdeki armut koltuğa daha yeni oturup
ayaklarımı yepyeni sehpaya uzatıp gazete okudum , mutfaktaki tost makinasını daha bu sabah açıp sefgilme ekmek kızarttım, kutusundan yeni çıkardığım bardaklarla dün çay içtim, sevgilimle film izledim, yemek yaptım, oje sürdüm,kitaplığımın rengi ile masanın ne güzel uyduğunu görüp gülümsedim, 5 tane borcam tencerem olduğunu farkettim, 2 sini anneme vermeye karar verdim, saçlarımı ördüm, fotograf çekmek için ortalığı topladım ve karar verdim, ben ev hanımı olmak istiyorum , artık hayalimde meslek budur!

benimküçük sevgilim
sen bana neler yaptın
böldün parça parça
onlar bilmez onlar bilmez
bakarlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi
Devamını okuyun »
son 2 haftadır kaçırmamak istediğim tek tv programının , takdir edilesi, gidip canlı performansları izlenesi, alkışlanası ekibidir kendileri
anında görüntü show adıyla zannedersem 2 hafta kadar önce başlayan bu program gecenin bilmem kaçında benim karnıma ağrılar girmesine sebeptir, cidden çok güzel hazırlanmış ve türkiyede ilk kez uygulanan bir formata sahip
umarım devamı gelir, hatta show olarak uzun yıllar ekranda kalır
türkiyenin medai iftiharı ünlü sanatçımız uğruna saçımızı başımızı yolacagımız üstün kişilik ismail y.k yeni klip çekmiş ey ahali sakın ha kaçırmayın!!!
az önce gördüm tv de de takıldım salak gibi kaldım
muhabir: yeni klibiniz hayırlı olsun
i.y.k:allah belanı versin!
muhabir:klibinizde arabayı mı parçalıycaksınız
i.y.k: allah seni kahretsin
muhabir: abi yazık deilmi araba da yeniymiş niye sopayla hem vuruyon, bak bana versen sen şu arabayı
i.y.k: bana gelen mala gelsin!
ehehe tabi bunlar benim abartım , ama eleman arabanın camını parçaladıktan sonra ÅŸunu gerçekten söyledi: ‘arabanın parçalanması iyi aslında, ona gelmesindense mala gelsin, ÅŸarkımın içeriÄŸine uygun’
ha yani araba olmasa bela okudugu bi kızı beyzbol sopasıyla evire cevire dövecekti ve kaseti bi 900bin daha satıcaktı
kime kızmak, kimi eleştirmek gerek ?

vazolar, özel tasarımlar, kumaşlar,minderler, lambalar ah öyle severimki dekorasyon ürünlerini hele bi de özel
tasarımlarsa,hele bide benzersiz şeylerse işte ben onlara hastasıyım!
izmirde sabah saat 10 da girip akşam 5 te cıktıgım ikea ürünleri bunların başında gelir , hem güzel hem kullanışlı hem de çok ama çok ucuz
ha bi de sürekli sitesini gezip ‘bunu istiyorum, bunu da evet evet ÅŸu da süper’ diye kendimi kaybettigim Budun var, ehe ikea burda olmasa da Budun 30 m’2lik magazası i evime 5 dklık mesafe de olması yetiyor..
bi de özel tasarımlar var demiÅŸtim ya, onlara henüz gücüm yetemiyor, bi ara philippe-starck ünlü limon sıkacağı decorum magzasında satılmıştı, o zaman param yetmemiÅŸti de çok üzülmüştüm…
ve evet yazımın esas konusu beni kendine bağlayan bi kaç süpper ürün
Konuya uygun ÅŸarkıyı da Crosby, Stills, Nash, and Young’dan dinliyoruz: Our House
Tatilin gelmesi evet güzel hoş ama…
ya LOST
ya Sawyer ve taktığı isimler
ya sahte henry gale
ya desmonda aşık kız ve babası
ya kutuplardaki manyetik hareketlenmeyi bulan denizaltı
ya hurly
ya locke
ya jack ve kate
ya wolt ve michaelın denize açılması
ya binlerce soru işareti ve ayrıntı!!
Bunların hepsi ile birlikte tatil yapmak balayını 38 böüm lost izleyerek geçiren biz için zor olcak, bi de son zamanlarda kaç sezon loacagı hakkındaki söylentiler de can sıkıcı 6 sezona yürek mi dayanır, 3 ü geçmesin diye dualar etmekteyim…
lost meraklılarına minik bir hediye : Sawyer Sawyer Locke
Şiirler okuyorum anlatıyor
“unutmadım Revannalı kadınları” diyor,
bu kadınları kıskanmak istiyorum…
Venedik’te rahibelirin iÅŸlettiÄŸi pansiyonun duvarları ne renk bilmek, duvarlarında asılı tablolar bakmak istiyorum…
Saint Marco meydanındaki mask dükkanından alışveriÅŸ yapmak, Davut heykeline dokunmak istiyorum…
Floransa’dan sıkılıp romaya geçmek ve Vatikana çıkmak istiyorum, Sistine Chapel’i kapalı olduÄŸundan gezemedigim için üzülmek Gaudinin yaratık evlerine bakıp tüylerimin ürpermesini istiyorum…
Fas sokaklarında esrar çekenleri koklamak, ispanyol aksanlı bi ÅŸarkıcıdan jazz dinlemek istiyorum…
Loure müzesi bahçesindeki canlı heykellerin biriyle öpüşmek , eyfel kulesinin en tepesinden sen nehrini seyretmek istiyorum…
dublinde bir meydanda sıcak bira içim james joyce okumak aÄŸlamak , kulaklığımda U’2 dan love rescue me dinlemek istiyorum…
londrada faÅŸistlere küfretmek slogan atmak ve makina müzeyi gezmek araba kiralayıp kullanamak istiyorum…
Finlandiya da ren geyiÄŸi eti ve somon balığı yemek ,üşümek aydınlıkta uyumak istiyorum…
zürihte kayıp stilleri aramak , istasyonda ben kayıp sitillerim diye bağırmak istiyorum
istiyorum hepsini cok istiyorum..
Yok gitmek… var kalmak…