uyuyorum, izliyorum, uyuyorum, okuyorum, uyuyorum, oynuyorum, uyuyorum, unutuyorum, uyuyorum, yazıyorum, uyuyorum… uyanmak çok zor sanki…
gözlerimi kapatıp sevgilimin sevgilisi olmayı ne kadar sevdiÄŸimi düşünüyorum…
weeds‘den tanıdığımız mary louise parker, sopranos‘dan tanıdığımız james gandolfini, bir çok yerden tanıdığımız susan sarandon, fatboy slim klibindeki muhteÅŸem dansıyla aklımızdan çıkmayan christopher walken, titanik kızı kate winslet‘i bir araya getiren john turturro filmi. kaç zamandır izleyeceklerimiz listesindeydi. birazdan izlemeye baÅŸlayacağız. az önce sevgilimle filme gözatarken çalan eski ÅŸarkı filmin müzikal havasının da etkisiyle salladı [...]
dorothy-shoes fransız, 28 yaşında. tiyatro oyuncusu, grafik tasarımcısı, fotoÄŸrafçı. ama asıl tanımları; fikir canavarı, hayal avcısı, fotoÄŸraf perisi, zeka küpü, sıyrık balata, hayran olunası yetenek. teknik anlamdaki fotoÄŸrafçılık kısmını kendi başına halledip ilk sergisini 2006 da Belçika’da açmış. ben ilk deviantart’da gördüm ve o zamandır epeyce ilgi ile izlemekteyim. çalışmaları içine girip kaybolup arada nefes [...]
herÅŸey yolunda giderken bile endiÅŸe duyarım bir aksilik çıkacak diye. aksilik çıkınca da bilemem ne yapmam gerektiÄŸini….
çok romantik, sakin ve kiyfli bir havası var filmin. bir kaç kez duyup izlemeye heves etiiğim filmlerdendi. nihayet dün akşam izledim. the notebook; bir yaz ilişkisinin nasıl tutkulu ve uzun yıllara yayılan derin bir aşka dönüştüğünü anlatıyor aslında. Küçük detaylar izlemeyi daha da güzel hale getirmiş. aslında bu film için başrolde britney spears düşünülmüş, ama [...]
benim için et yemeği yapmak çok zordur. birincisi et çok kokar ve ben bu kokudan dolayı burnuma pamuklar tıkayıp öyle yaparım. ikincisi kendi yaptığım et yemekleri hiç anneminkilere benzemez, herşeyi onun gibi yapsamda bi eksiklik vardır. üçüncüsü kuzu ve dana eti arasındaki farkı anlamadığım için pişirme sürelerini hep yanlış ayarlarım. ama bu yazdıklarım artık eskidendi! [...]
bu sabah digitürk’te rastladım life is wild dizisine. hem de ilk bölümüne denk geldim. başını biraz kaçırdım ama sonrasında çok sevdim. diziyi kısaca özetlersem; Amerika’da yaÅŸayan bir karı kocanın baÅŸka eÅŸlerden olan çocuklarıyla kurdukları aile üzerine. veteriner bir baba ve onun 2 çocuÄŸu, avukat bir anne ve onun iki çocuÄŸu güney afrikaya bir yıl boyunca [...]
dünden beri adanaya yaÄŸan yaÄŸmur herÅŸeye iyi geldi… fırından çıkan sıcacık kurabiyeler, öpücüklü fincanımdaki çay, balkonda yaÄŸmur sesi ve kokusunda çok iyi gidiyormuÅŸ. güzel bir pazar günü güzel sarı tuna okuyup, yan odadaki sevgiliye pencereden gülümseyip azıcık üşümek ne hoÅŸ…