yazacak, söyleyecek bir ÅŸeyim kalmamış gibi… mum yakmalı, kadeh kaldırmalı bu günün üstüne. ışıklar kapalı. yalnız ÅŸarap tadında olmalı herÅŸey, o kadar kekre… dinlemeli, susmalı bir süre. aksın zaman bırakmalı herÅŸeyi…herÅŸeyin düzeleceÄŸini umut ederek, babamın hep söylediÄŸi ÅŸeyi düşünerek; ‘geçer kızım, hiç bir ÅŸey kalmaz’ büyümeli artık, çocukluk anılarını anı olarak bırakmalı kenarda. iç çatışmaları [...]
engin ardıç nasıl bir template seçerdi, enis batur hangi yazarlara link verir, yky için neler yazardı, sevgilisi Tül’ e torpil yapıp onun çizdiÄŸi resimleri yayınlar mıydı? ya da perihan maÄŸden yaptığı portakallı kekin püf noktalarını verip, ayak tırnaklarına sürdüğü ojeden bahsedermiydi, emin çölaÅŸan yeni çektiÄŸi tatilin fotograflarını, rakı balık sofrasında dönen sohbetle anlatırmıydı, ayÅŸe arman [...]
fotograftaki bebekleri kısaca tanıtayım; sol üsteki Berke bebek, hemen yanındaki bornozlu ve ÅŸapkalı Onat bebek, en alt saÄŸdaki ise Demir Kaan bebek. hepsinin doÄŸumu çok özeldi; biri kızkardeÅŸimin, biri çocukluk arkadaşımın biri de sevgilimin kardeÅŸinin bebeÄŸi. ÅŸu an onlar ailelerinin gözbebeÄŸi… şöyle bakınca çocuk sahibi olmak çok sıradan bir doÄŸa kanunu gibi gözükür ama ben [...]
gördüğü herşeyi çiziyor, bir otizm hastası, dünya ile olan tek bağlantısı belki de kalemi yazının devamı şurda.
karıştım bugün; moda ağına düşmüş dine:uf çok güzel bu etek, renkler süper, acaba olurmu üstüme, altına yeni aldığım terlikler süper olur para harcama ustası dine: amaan neki 12 ay taksit yapılıyo zati, bak sigarayı da bıraktım, ona verdiğimi farzederim liseden kalma anarşik dine: hadi len bunamı para vercen, millet yiyecek ekmek bulamıyo bi de eteğim [...]
bitti, tatilim dün itibari ile sona erdi, bugün ders başı yaptım ve orda olmayı, tahta kalemi lekesini, acı çay tadını, düzgün cümle kurma kaygısını, bakımlı olma derdini, sabah uyanamayıp geç kalış telaşlarını, sevgiliye noluur beni bugün sen bırak diye yalvarışları, ilk tenefüsü iple çekip sabah kaavesini yudumlamaya çalışırken örencimin pat diye soru getirmesini, ya hocaam [...]
yarın sabah şehrin bu sıcagından kaçıyorum, elma, vişne, erik ağaçlarının gölgesine, anneciğin en güzel yemeklerini köy tadında yemeye, serin akşam üzeri babayla upuzun sohbetler etmeye, yaşlı akrabaların yeni gelin muamelerinden sıkılmaya, tebriklerini kabul etmeye, mis gibi orman havası koklamaya, akraba konuşmalarının arasında yaaa biraz türkçe konusun,hızlı konuşunca anlamıyorum demeye, cocukkken tepe taklak yuvarlandığım merdivenlerden evin [...]
of deliricem diş ağrısından!! ama gidemiyorum! kahretsin dişçiye gidemiyorum, gitsemde kaçarım biliyorum, ağrıdan ölücem onu da biliyorum! taa 3-4 sene önce hafif uyku bahsetmişti, dişinden ameliyat oluğundan basbaya narkoz verip ağzındaki tüm işlemleri bi kaç saatte halletmişler, sonrası biraz acı vemiş ama ben ona razıyım, küçükten kalma çark sesi ve onun berbat kokusu, ağzıma soktukları [...]
herbirinin bir mekanı, rengi, kokusu eylemi var, canladırdığı şeyler var, o şeyler içiim acıtsada bana kahkaha attırsa da sinirden kudurtsa da seviyorum, hissettiğim her türlü duyguyu seviyorum, hıçkırıklara boğularak dinlediğim bi şarkı yüzümde kocaman bi gülümsemeyle dinletebiliyo kendini bazen bana; hey you: mersin, deniz , yalnızım, yağmur, lambalar, hint kınası tahir ile zühre: mersin , [...]
ve bende aranıza katılyorum sayın yüksek ökçeler!! bugün kendimi fena halde aşıp ömrü hayatımda giydiğim tüm ayakabıların üst üste konulmuş halinin yüksekliği kadar yüksek topuklu şu üstteki patileri aldım kendime, eve geldiğimden beri bayram çocuğu gibi ayağımdan çıkarmadım, şimdiden tabanlarım fena halde acıyor ama kararlıyım artık topuklu ayakkabı giymek istiyor ve bunun için olayın en [...]