Yeni taşındığımız evimizi çok ama çok seviyorum; bu evde 3 kiÅŸiyiz çünkü, bu evde Özer-Seldak yerine anne-babayız, Özer-Selda ve Rüzgar’ız!
Artık fotoÄŸraf odası Özer’in odasına taşındı. BaÅŸlı başına bebeÄŸimize ait eÅŸyalar ile dolu bir odası var.
Mutfak tezgahının bir köşesini ve bir çekmecesini ona ayırdık.
Salonda sehpanın üzerinde her zaman minik tülbentleri, müzikli oyuncaklar duruyor.
Çamaşır odasında bebek deterjanları ve sabun tozu, banyoda göz yakmayan şampuanı var.
Evimizdeki minik ev aletlerine bir de bebek telsizi, nem cihazı, biberon sterilizatörü eklendi.
Markette artık önünden hiç bakmadan geçtiğimiz bebek bezleri ve mama reyonu artık sıkça uğradığımız yer haline geldi.
Mutfakta normal çayların yanında benim için rezeen-anason-kimyon çayları ve buzdolabında malt içecekleri bulunuyor.
Banyo ve tuvalette antibakteriyel sabun, balkonda bebek arabası tekerlerini temizlemek için bezler var.
Arabanın arkasında yedekte bir kaç parça eşyansının olduğu bir çanta duruyor.
Bilgisayarımda ona ait klasörler var; kiminde yazılar, kiminde fotoğraf ve videolar kayıtlı.
Müzik setinde onun için seçtiğim şarkıların olduğu usb bellek takılı.
Tırnaklarım hep kısa ve ellerim hep fazla temiz.
Onu kucağımıza alırken kullanmak üzere  küçük beyaz bezler dolabımızda duruyor.
Çaydanlıkta herzaman en az 10 dakika kaynatılmış su eksik olmuyor.
Gezmeye giderken kullanılacak çantamızda her zaman bez, temizleme mendilleri, yedek kıyafet sabit bir şekilde vestiyerde asılı duruyor.
Giysilerim günlük değişiyor ve sabun tozu ile yıkanıyor ve hepsi emzirmek için uygun türde.
Anneanne ve teyzelerle yapılan konuşmalarda artık sadece ondan bahsediliyor, hep o soruluyor, hep o anlatılıyor.
Bu kadar küçükük bir varlık bu kadar büyük bir değişikliği nasıl yapıyor bilmiyorum.
HerÅŸeyi geçtim evi mis gibi saran bebek kokusu ve kucağımda Rüzgar’ım, yanımda sevgilim var…