yarın sabah ÅŸehrin bu sıcagından kaçıyorum, elma, viÅŸne, erik aÄŸaçlarının gölgesine, anneciÄŸin en güzel yemeklerini köy tadında yemeye, serin akÅŸam üzeri babayla upuzun sohbetler etmeye, yaÅŸlı akrabaların yeni gelin muamelerinden sıkılmaya, tebriklerini kabul etmeye, mis gibi orman havası koklamaya, akraba konuÅŸmalarının arasında yaaa biraz türkçe konusun,hızlı konuÅŸunca anlamıyorum demeye, cocukkken tepe taklak yuvarlandığım merdivenlerden evin şımarık küçük kızı olarak çıkmaya, artık boyum uzadığından her seferinde kafamı kapılara çarpıp salaklaÅŸmaya, bi kilim kapıp bahçenin en ucundaki selvi söğütün altında kitap okumaya, sobada piÅŸmiÅŸ çerkez ekmeÄŸi ile baasta-ÅŸips yemeye, kafe dinlemeye, büyüdüğümü görmeye, çocuk oyunları oynadığım yerde genç kız olmaktan çıkıp evli kadın olduÄŸumu iyice sindirmeye, sevdiÄŸim adamı özlemeye ve biraz yalnız kalmaya…