Yaşadığım bu süreç beni korktuğum gibi endişeli, sıkıntılı yapmadı, aksine huzurlu ve sakin oldum. sadece ota boka ağlamak ve ara ara şiddetlenen sırt ağrıları dışında herşey harikulede geçmekte.
Bir elimde havuç, diğer elimde elma, kulağımda güzel müzikler, aklımda hep bebek, yanımda sevgilim, ailem ve bu keyifli zamanlarda hep yanımızda olan güzel dostlar.
E ben bunun için de aÄŸlarım ki ÅŸimdi…
“Rüzgara kapılmış gidiyorum ben, ne olacak bu iÅŸin sonu ne olacağım ben… dü dü duu duuü…”

sergi hazırlıkları

25 Åžub 2010 Kategori: fotomoto, hapy box, mutluluk kutusu

Yaklaşık 1 yıldır devam ettirdiğimiz proje nihayet tamamlanıyor.
Adana’nın 5 baÅŸarılı kadını ve onları fotoÄŸraflayacak 5 fotoÄŸrafçıdan oluÅŸan bir ekiple 8 Mart’ta sergi açmak üzere bir araya geldik.
Başlangıçta kişilerle bağlantı kurmak zor olur mu, kabul ederler mi, rahat çalışmamıza izin verirler mi diye çok düşündük ama nihayetinde proje tamamlandı.
Fotoğraflar hazır,  katalog baskıya verildi, afiş ve davetiyeleri dağıtmaya başladık bile. Herşey bu zamana kadar pek de sorun çıkmadan devam etti. Bunda en büyük etki ekibimizin iyi olmasıydı sanırım.
Ben kendimi diğer arkadaşlarımdan şanslı hissediyorum, zira birlikte çalıştığım Ahenk Demir ile geçirdiğim her an çok eğlenceli ve çok verimliydi. Özellikle hamile olmam çekim yaparken beni ne kadar zorladı ise Ahenk Hanım işleri benim için hep kolaylaştırdı. Herşeyden öte hayat boyu görüşmek, sohbet etmek isteyeceğim çok kıymetli bir dost edindirdi bu proje bana.
Haftaya fotoÄŸraf baskılarını alıp sergi salonuna asma iÅŸi dışında pek bir iÅŸimiz kalmadı. Sergi gününün sabırsızlıkla bekliyorum…
Davetiye ve afiş için şurdan lütfen =)

içim kıpır kıpır

25 Şub 2010 Kategori: hamilelik zamanları, monolog

Dün doktor randevumuz vardı, nam’ı deÄŸer fasulyemiz, bebeÄŸimiz ÅŸaşılır derecede atak yapıp gayet güzel büyümüş.  Ancak bu sefer ultrason ile yüzünü göremedik, sırt çevirmiÅŸti ve sürekli hareket halindeydi.
Sanki karnımın içinde bir festival var, sürekli hareket halinde. İlk hareketlerini hissedeli epey oldu, ancak artık çok daha güçlü, çok daha sık ve uzun süreli oluyor.  Seslerimize, dokunmamıza tepki veriyor. Ders esnasında sesimi yükseltirsem ufak bir tekme sallıyor.
Ah tüm bunlar öyle yeni, öyle farklı ve öyle keyifli ki, her anı tekrar tekrar yaşamak istiyorum ama bir an önce doğum zamanı da gelsin diye sabırsızlanıyorum.
Hep söylüyorlardı, hamileliğin en güzel zamanları bu aylar diye. Gerçi ben her anından inanılmaz keyif aldım.
Banyodan kusup bitap olmuş bir şekilde çıkarken bile yüzümde alık bir gülümse oluyor ve hemen salata kasesine yumuluyordum.  Ama ne zaman içimde hareketlerini hissetmeye başladım; o zaman herşey bambaşka bir boyuta geçti, çok daha gerçekti ve ordaydı. Herhangi bir cihaz olmadan da orda olduğunu anlıyordum.
Şimdi ise bize tepki vermesi, başının ya da ayaklarının nerde olduğunu bilmek, sabah bu hareketlerle uyanmak tarifsiz şeyler.
Hayatımdaki bu sürecin her anı yeni ve heyecan dolu geçiyor, hiç olmadığım kadar mutlu, huzurlu hissediyorum. Sevgilim ile aramızdaki herÅŸey çok daha fazla güçleniyor, onun gözlerinin içine bakarken içimde ona ait bir kalp taşıdığımı bilmek nefesimi kesiyor…
Sonra şu şarkıyı mırıldanmak geliyor içimden =)
Ps: FotoÄŸraftaki bu güzel hediye bize çok sevgili Melisa‘da geldi, bizi çok mutlu etti.

4 Oca 2010 Kategori: monolog

Image3-m
Geçirdiğimiz hafta sonu  biri animsayon 2 film izledim ve ikisini de çok sevdim.
Birincisi sevgilim ile aynı gün doÄŸan 2. oyuncu Eric Bana (diÄŸeri Christian Bale) ve The Notebook’dan hatırladığımız Rachel McAdams‘ın baÅŸrollerini oynadığı Time Traveler’s Wife.
İkincisi ise şahane bir animasyon olan, Amerika ve Avustralya arasında gidip gelen Mary and Max.
Her ikisini de keyifle izledim, tekrar tekrar izleyebilirim.
Ne yazık ki yakın zamanda sinemaya gitmedim. Uzun süre oturur vaziyette durmak şu aralar pek de keyifle yaptığım bir şey değil. Ancak bir kaç hafta içinde kendimi daha iyi hissedersem gösterimdeki filmleri de kaçırmadan izlemekte fayda var,  zira hepsi evde izlenecekler listesine katılacak.  İşin kötüsü bu liste feci bir şekilde uzun.

Ajanda :)

27 Ara 2009 Kategori: monolog

GeçtiÄŸimiz haftalarda Adana Devlet Tiyatrosu’nda  Misery-Ölüm Kitabı oyununu izledim. Bir fotoÄŸraf projesi için birlikte çalıştığımız Tiyatro’nun genel müdürü Ahenk Demir de oyunda oynuyordu. Öncesinde ezber provalarını izlemiÅŸtim ancak oyun son zamanlarda izlediklerimin en iyisiydi.
Aynı oyunun seneler önce filmini de izlemiştim ama canlı kanlı sahnede izlemek bambaşka imiş, onu anladım.
Özellikle Ahenk Hanım’ın canlandırdığı Annie karakteri çok güçlü ve çok etkileyiciydi. Oyundan sonra uzun bir süre aklımdan çıkmadı.
Adana’da olup da izlemek isteyen olursa ocak ayı içinde bir kez daha sahnelenecek.
Bu akÅŸam eÄŸer biraz iyi hissedersem (tüm hafta yattım, bugün eh iÅŸte durumundayım) Çukurova Senfoni Orkestrası’ının Yeni Yıl konseri‘ne gitmek istiyorum. Tabi son dakikada bilet bulursak, ve ben iyi olursam gideceÄŸiz. Yoksa yine ev aksiyonlarına devam…

GidiÅŸat…

25 Ara 2009 Kategori: monolog

GeçtiÄŸimiz hafta bebeÄŸimiz için yaptırdığımız üçlü test sonucunu doktorumuz biraz riskli buldu ve amniyosentez yaptırmamızı istedi. Muayeneye girmeden önce sonuç kağıdındaki tüm tıbbi terimler arasında “yüksek risk” kısmı beni epeyce ürkütmüştü.
Bir kaç gün bu iÅŸlemi en iyi ÅŸekilde nerde, hangi doktora yaptırabiliriz diye araÅŸtırdık. En sonunda bir çok öneri ile Prof. Cansun Demir‘e yaptırmaya karar verdik. Ancak tüm bu süreçte ben çok periÅŸan oldum, çok aÄŸladım, çok üzüldüm. Neyse ki doktorumuz bizi çok rahatlattı. Ultrason bulgularının çok normal olduÄŸunu söylemesi birazcık sakinleÅŸmemi saÄŸladı.
Ardından iÅŸlem yapıldı, toplamda 2 dakika kadar sürdü, çok hafif bir iÄŸne batması dışında hiç birÅŸey hissetmedim. Sonuçları 20 gün sonra alacağımızı daha önce de biliyorduk ama biz alınan örnekleri Ankara’ya deÄŸil(Adana’da bu testler yapılmıyor, Ankara’ya yollanıyor) İzmir’e, ablamın eÅŸine yoladık, ve testler Ege Ünv.  yapıldı ve hemen ertesi gün %90′lık sonuçları öğrendik.
BebeÄŸimiz gayet saÄŸlıklıydı…
Yaklaşık bir haftadır yatmaktayım, amniyosentez sonucu kullanmak zorunda kaldığım antibiyotik ve 3 gündür devam eden nezle biraz canımı sıksa da bebeğimizin sağlıklı olması her şeyin üstüne geçiyor
Tüm bu yazdıklarım benim için bu zamana kadar yaşadığım en uç duygulardı. Bebek haberini aldığımız anla birlikte her şey müthiş bir değişime girdi ve hayatımda ilk kez hissettiğim şeyler oldu. Artık sevgilim ve benim tüm önceliklerimiz, birbirimize karşı duyduğumuz hislerimiz, ilişkimiz, bağlılığımız, hayata karşı duruşumuz değişecek ve biz hepsini büyük bir heyecanla bekiliyoruz. Hayatta bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

herÅŸey bir arada…

3 Kas 2009 Kategori: monolog

Dün akşam tüm hamilelik klasiklerini aynı anda yaşadım.  Kahkalarla  gülerken aniden hıçkıra hıçkıra ağladım ve ağlarken midem bulandı,  kustum. Sevgilim şaşkınlık ve dehşet içinde bir süre beni izledi ve sonra tekrar gülmeye başladık, hemen ardından da küt diye uyudum.
Åžimdi yine aynını yaÅŸamamak için yatsam iyi olacak. Aksi halde sevgili sevgilim bana bas git sen diye tavır yapacak…

Mutlu olmak için…

14 Eki 2009 Kategori: monolog, mutluluk kutusu

Aşık olmak öyle güzel ki! Hele de bana bunları yazan ve her gün daha çok daha çok aşık olduğum sevgilim artık bir baba adayı ve ben de bir anne adayı isem!
10. yılımız için bize verilen en, ama en güzel hediye…
img045

Bir yılı aşkın bir süredir devam ettiğim fotoğraf atolyesinin sergi zamanı geldi çattı. Ben; her işi son güne bırakan ben paçaları tutuşmuş halde ve kara kara düşünmekteyim. Henüz hangi proje ile katılacağım belli değil. Çok hızlı karar verip bir an önce çekimlere girişmem lazım ve önümde sadece bir kaç hafta var.
Öte yandan Ağustos ayından itibaren dersler başladı ve benim çekimler için haftada 3 boş günüm oluyor. Sağlam bir taktiğe ihtiyacım var yani.
Ama ÅŸu aralar herÅŸey vız gelir bana, hayatımda hiç olmadığım kadar mutluyum çünkü…

eve dönmek de güzel…

9 Tem 2009 Kategori: fotomoto, gezgör, monolog

image2bbb
Sevgili kocamın kullandığı ve benim de çok sevdiÄŸim, evde sırf hoÅŸuma gittiÄŸi için kendi kendime tekrar bile ettiÄŸim “hanımköy”den geldik sıcacık (!) evimize. Çok güzel 3 gece 4 gün geçirdik. Deliler gibi annecik yemekleri yedik, geç saatlere kadar üşüyerekten yıldızları izledik, daÄŸ bayır gezip börtü böceklerle oynadık, dalından koparıp karnımız aÄŸrıyana kadar kiraz yedik, bol bol fotoÄŸraf çektik.
Her yıl en az bir kez köye gitmeye çalışıyorum. Orayı hep çok sevdim. Babaannemi kaybettikten sonraki seneler gitmek zor gelse de zamanla tekrar keyif almaya başladım. Ancak büyüdükçe daha az gidip  daha çok özlemeye başladım sanırım. Özellikle Haziran kapıyı çalar çalmaz köye giden anne ve babamla orda vakit geçirmeye çok ihtiyaç duyduğumu farkettim.
GeçirdiÄŸimiz haftasonu hem onlara hem bize çok iyi geldi. En kısa zamanda tekrarını yapmak için sözleÅŸip evimize döndük…

Dip not:
Bir Çerkez köyünden bahsettik, yemeklerinden bahsetmezsek olmaz. 3 gün içinde annemin yaptığı leziz yemeklerin listesi:
Baaeste-Şips (Haşlanmış tavuk eti ve onun suyu ile hazırlanan sos, bulgur lapası, tereyağlı sos)
Lıbje (Düğün yemeği, kuşbaşı et ile yapılan bir tür yahni)
Delen (Sobanın fırınında pişmiş,  reyhanlı patates harcı ile açılmış börek türü)
Koyjaupha (Taze kaymak, çerkez peyniri, süt, yumurta, tereyağıve mısır unu ile hazırlanan enfes kahvaltılık)

Dip not 2: Yemeklerin tariflerini yazamıyorum, çünkü bilmiyorum. Annem ve ablamın ellerine su dökemeyeceğim için yapmayı hiç denemedim. İlle de yapmak istiyorum diyen olursa tarifi onlardan alır yazarım.

Flickr Fotoğrafları

  • _MG_5811
  • _MG_5809
  • _MG_5804
  • Image2
  • Image1
  • yazdan kalma Z.
  • yazdan kalma Z.
  • yazdan kalma Z.
  • yazdan kalma Z.
  • yazdan kalma Z.
  • yazdan kalma Z.
  • yazdan kalma Z.
  • Luxus-Adana
  • Luxus-Adana
  • Luxus-Adana
  • Luxus-Adana
  • Luxus-Adana
  • Luxus-Adana
  • Luxus-Adana
  • Luxus-Adana

Sponsorlar

Global Warner