a nenni nenni

7 Eki 2010 Kategori: monolog, mutluluk kutusu


Bebeğim tüm odayı saran, tek nefesi ile insanı başka evrenlere götüren kokusu ile uyuyor.
Yorucu bir iş günü sonrası eve gelip onun gülen , anneyi özlemiş gözlerini görüyorum, kucaklıyorum. Çok acıkmış oluyor ben gelene kadar, emziriyorum hemen, o esnada çoraplarını çıkarıp ayakları ile oynuyorum, arada bir bana bakıp karnını doyurmaya devam ediyor. Sonra uzun bir süre eğleniyoruz sevgilim, oğlum ve ben. Ah bu üçlüye bayılıyorum!
Gözlerinin içi ışıldıyor her bakıştığımızda, arada sevgilim beni öperse şaşkın şaşkın bize bakıyor biz de hemen onu öpücük yağmuruna tutuyoruz; gülüyor, ayaklarını havalara kaldırıp mutluluk sesleri çıkarıyor. Biliyorum çok mutlu bir bebek şu an. Hissediyor bizim ona olan aşkımızı, aşk bebeği olduğunu biliyor.
Küçükken aşık olunca hep ismini bir yerlere yazar durur ya insan, derste tahtaya hep wrzl-rzgr-wrzl-rzgr  yazasım geliyor ve yazıyorum da=)

Öğzzeer! diye!
elimde bir yılı aşkın süredir tek çizgi görmekten, her seferinde hüzne gömülmekten kendimi alamadığım plastik bir çubuk, ama bu kez 2 çizgi bir arada! Ah nasıl gözümden yaşlar dökülmeye başlamıştı, sevgilim ile banyonun ortasında birbirimize sarılıp ağladık uzun uzun. Sonra bir panik sardı beni; ya doğru değilse, ya bir hata varsa, ya şöyleyse ya böyleyse diye sevincimiz gölgeleyen şüpheler!

İlk kime haber vermeliydik, hatta birilerine daha haber vermeli miydik soruları.
Dayanamayıp önce İzmir’deki ablamı aradım, ilk ona söyledim, hemen ardından burdaki ablamı ve kızkardeÅŸim sayılacak Ahu’yu aradım.
Telefonda ben ağlamaktan konuşamazken karşı tarafdan da hıçkırık sesleri duyar oldum.
Bir kaç saat sonra Özer çalmaya gidecekti, günlerden cumaydı, sabah dersim vardı; mutluluktan ölecektim!
Sonra kapı çaldı, ablam geldi, gözleri benimkilerden kırmızıydı, hemen ardından Ahu geldi. Taze meyveler yemem gerekli diye bana alış veriş yapmış daha o anda!
O zamanlar anlamalıydım ne şahane bir hamilelik geçireceğimi.
Ne konuştuk, ne yaptık kısımları çok flu, sadece ertesi gün olsun, koşa koşa doktorumuza gidelim ve her şeyin yolunda olduğunu öğrenelim istiyordum.
Sabah iÅŸe gittim ama aklım bambaÅŸka yerde, hangi sınıfta hangi konuyu anlattım, doÄŸru mu yanlış mı anlattım hatırlamıyorum. Öğle tatilinde doktoruma gitme derdindeyim ben o an, o an bile elim karnıma gidiyor “oley be!” diyorum hep içimden!
Sonunda doktorun muayenehanesindeyiz, içerdeki hasta bir türlü çıkam bilmez! Sevgilim bir yandan beni sakinleştirme bir yandan kendine hakim olma telaşında.
Karnıma soğuk jeli döküyor en sevdiğim doktorum; ne de olsa beni tüm streslerimden uzaklaştırıp bu anları yaşamama vesile olmuş kişi kendisi.

Ve iÅŸte hayatımızı  tam anlamı ile “upgrade” eden 2,6 mm’lik  nokta! Evet;  orda, sapasaÄŸlam, 6 haftalık,  cin gibi cin cin gibi!
Tüm bunlar bir yıl önce bugün oldu; bir yıl önce bugün uykuya anne olarak daldım, hayatımın en güzel uykusuydu bu. yastığım ıpıslak olmuÅŸtu, sevgilim ellerimi sımsıkı tutmuÅŸtu, bebeÄŸimin kalbi oluÅŸmaya baÅŸlamış, habire hücre bölünmeleri ile uÄŸraşıyordu. Bir yıl sonrasını düşünmüştüm o an; acaba nasıl olacak diye…
iÅŸte “o an”dayım; bebeÄŸim az önce ellerimi sımsıkı tuttu, gözlerimin içine baktı, öptüm ellerini, yüzünü, kafasını, uykuya daldı!

bunu daha önce de yazmıştım ama “daha ne isterim ben hayattan”…

yeni evimiz

1 AÄŸu 2010 Kategori: monolog

Yeni taşındığımız evimizi çok ama çok seviyorum; bu evde 3 kiÅŸiyiz çünkü, bu evde Özer-Seldak yerine anne-babayız, Özer-Selda ve Rüzgar’ız!
Artık fotoÄŸraf odası Özer’in odasına taşındı. BaÅŸlı başına bebeÄŸimize ait eÅŸyalar ile dolu bir odası var.
Mutfak tezgahının bir köşesini ve bir çekmecesini ona ayırdık.
Salonda sehpanın üzerinde her zaman minik tülbentleri, müzikli oyuncaklar duruyor.
Çamaşır odasında bebek deterjanları ve sabun tozu, banyoda göz yakmayan şampuanı var.
Evimizdeki minik ev aletlerine bir de bebek telsizi, nem cihazı, biberon sterilizatörü eklendi.
Markette artık önünden hiç bakmadan geçtiÄŸimiz bebek bezleri ve mama reyonu artık sıkça uÄŸradığımız yer haline geldi. Devamını okuyun »

hayat yeniden baÅŸladı…

19 May 2010 Kategori: monolog, mutluluk kutusu


Çok aşık oldum ben sevgilime, onunla çok mutluydum hep. Mutluluğun ölçüsü yokmuş, sandığımın binlerce kat fazlası olabilirmiş, şu bir kaç gündür bunu anladım.
Bugün 30 yaşına girmiş aşık bir kadınken bir kaç gün önce bir de anne oldum ben! küçücük bir varlık hayatımıza girdi. Eve gelip onu yatağa yatırana kadar rüya gibiydi herşey; ben yeniden doğdum.
O yatakta, odamızda onu görmek herÅŸeyi gerçek kıldı. çok güzel bir rüyadan uyanıp ah keÅŸke rüya olmasaydı dedim ve olmadı, herÅŸey birden gerçek oldu. Hayatımda hiç tatmadığım duygular içimden taşıyor. anlatmaya çalışmak, yazmaya çalışmak çok zor…
BebeÄŸimize bakıyorum, ellerine, saçlarına, parmaklarına; öyle bize ait ki. Her baktığımda sevgilimden bir ÅŸey görüyorum onda. Ne güzel tasvir etmiÅŸ kocam; bir aÅŸkın  ete kemiÄŸe bürünmesi bu iÅŸte…

Yaşadığım bu süreç beni korktuğum gibi endişeli, sıkıntılı yapmadı, aksine huzurlu ve sakin oldum. sadece ota boka ağlamak ve ara ara şiddetlenen sırt ağrıları dışında herşey harikulede geçmekte.
Bir elimde havuç, diğer elimde elma, kulağımda güzel müzikler, aklımda hep bebek, yanımda sevgilim, ailem ve bu keyifli zamanlarda hep yanımızda olan güzel dostlar.
E ben bunun için de aÄŸlarım ki ÅŸimdi…
“Rüzgara kapılmış gidiyorum ben, ne olacak bu iÅŸin sonu ne olacağım ben… dü dü duu duuü…”

sergi hazırlıkları

25 Åžub 2010 Kategori: fotomoto, hapy box, mutluluk kutusu

Yaklaşık 1 yıldır devam ettirdiğimiz proje nihayet tamamlanıyor.
Adana’nın 5 baÅŸarılı kadını ve onları fotoÄŸraflayacak 5 fotoÄŸrafçıdan oluÅŸan bir ekiple 8 Mart’ta sergi açmak üzere bir araya geldik.
Başlangıçta kişilerle bağlantı kurmak zor olur mu, kabul ederler mi, rahat çalışmamıza izin verirler mi diye çok düşündük ama nihayetinde proje tamamlandı.
Fotoğraflar hazır,  katalog baskıya verildi, afiş ve davetiyeleri dağıtmaya başladık bile. Herşey bu zamana kadar pek de sorun çıkmadan devam etti. Bunda en büyük etki ekibimizin iyi olmasıydı sanırım.
Ben kendimi diğer arkadaşlarımdan şanslı hissediyorum, zira birlikte çalıştığım Ahenk Demir ile geçirdiğim her an çok eğlenceli ve çok verimliydi. Özellikle hamile olmam çekim yaparken beni ne kadar zorladı ise Ahenk Hanım işleri benim için hep kolaylaştırdı. Herşeyden öte hayat boyu görüşmek, sohbet etmek isteyeceğim çok kıymetli bir dost edindirdi bu proje bana.
Haftaya fotoÄŸraf baskılarını alıp sergi salonuna asma iÅŸi dışında pek bir iÅŸimiz kalmadı. Sergi gününün sabırsızlıkla bekliyorum…
Davetiye ve afiş için şurdan lütfen =)

içim kıpır kıpır

25 Şub 2010 Kategori: hamilelik zamanları, monolog

Dün doktor randevumuz vardı, nam’ı deÄŸer fasulyemiz, bebeÄŸimiz ÅŸaşılır derecede atak yapıp gayet güzel büyümüş.  Ancak bu sefer ultrason ile yüzünü göremedik, sırt çevirmiÅŸti ve sürekli hareket halindeydi.
Sanki karnımın içinde bir festival var, sürekli hareket halinde. İlk hareketlerini hissedeli epey oldu, ancak artık çok daha güçlü, çok daha sık ve uzun süreli oluyor.  Seslerimize, dokunmamıza tepki veriyor. Ders esnasında sesimi yükseltirsem ufak bir tekme sallıyor.
Ah tüm bunlar öyle yeni, öyle farklı ve öyle keyifli ki, her anı tekrar tekrar yaşamak istiyorum ama bir an önce doğum zamanı da gelsin diye sabırsızlanıyorum.
Hep söylüyorlardı, hamileliğin en güzel zamanları bu aylar diye. Gerçi ben her anından inanılmaz keyif aldım.
Banyodan kusup bitap olmuş bir şekilde çıkarken bile yüzümde alık bir gülümse oluyor ve hemen salata kasesine yumuluyordum.  Ama ne zaman içimde hareketlerini hissetmeye başladım; o zaman herşey bambaşka bir boyuta geçti, çok daha gerçekti ve ordaydı. Herhangi bir cihaz olmadan da orda olduğunu anlıyordum.
Şimdi ise bize tepki vermesi, başının ya da ayaklarının nerde olduğunu bilmek, sabah bu hareketlerle uyanmak tarifsiz şeyler.
Hayatımdaki bu sürecin her anı yeni ve heyecan dolu geçiyor, hiç olmadığım kadar mutlu, huzurlu hissediyorum. Sevgilim ile aramızdaki herÅŸey çok daha fazla güçleniyor, onun gözlerinin içine bakarken içimde ona ait bir kalp taşıdığımı bilmek nefesimi kesiyor…
Sonra şu şarkıyı mırıldanmak geliyor içimden =)
Ps: FotoÄŸraftaki bu güzel hediye bize çok sevgili Melisa‘da geldi, bizi çok mutlu etti.

4 Oca 2010 Kategori: monolog

Image3-m
Geçirdiğimiz hafta sonu  biri animsayon 2 film izledim ve ikisini de çok sevdim.
Birincisi sevgilim ile aynı gün doÄŸan 2. oyuncu Eric Bana (diÄŸeri Christian Bale) ve The Notebook’dan hatırladığımız Rachel McAdams‘ın baÅŸrollerini oynadığı Time Traveler’s Wife.
İkincisi ise şahane bir animasyon olan, Amerika ve Avustralya arasında gidip gelen Mary and Max.
Her ikisini de keyifle izledim, tekrar tekrar izleyebilirim.
Ne yazık ki yakın zamanda sinemaya gitmedim. Uzun süre oturur vaziyette durmak şu aralar pek de keyifle yaptığım bir şey değil. Ancak bir kaç hafta içinde kendimi daha iyi hissedersem gösterimdeki filmleri de kaçırmadan izlemekte fayda var,  zira hepsi evde izlenecekler listesine katılacak.  İşin kötüsü bu liste feci bir şekilde uzun.

Ajanda :)

27 Ara 2009 Kategori: monolog

GeçtiÄŸimiz haftalarda Adana Devlet Tiyatrosu’nda  Misery-Ölüm Kitabı oyununu izledim. Bir fotoÄŸraf projesi için birlikte çalıştığımız Tiyatro’nun genel müdürü Ahenk Demir de oyunda oynuyordu. Öncesinde ezber provalarını izlemiÅŸtim ancak oyun son zamanlarda izlediklerimin en iyisiydi.
Aynı oyunun seneler önce filmini de izlemiştim ama canlı kanlı sahnede izlemek bambaşka imiş, onu anladım.
Özellikle Ahenk Hanım’ın canlandırdığı Annie karakteri çok güçlü ve çok etkileyiciydi. Oyundan sonra uzun bir süre aklımdan çıkmadı.
Adana’da olup da izlemek isteyen olursa ocak ayı içinde bir kez daha sahnelenecek.
Bu akÅŸam eÄŸer biraz iyi hissedersem (tüm hafta yattım, bugün eh iÅŸte durumundayım) Çukurova Senfoni Orkestrası’ının Yeni Yıl konseri‘ne gitmek istiyorum. Tabi son dakikada bilet bulursak, ve ben iyi olursam gideceÄŸiz. Yoksa yine ev aksiyonlarına devam…

GidiÅŸat…

25 Ara 2009 Kategori: monolog

GeçtiÄŸimiz hafta bebeÄŸimiz için yaptırdığımız üçlü test sonucunu doktorumuz biraz riskli buldu ve amniyosentez yaptırmamızı istedi. Muayeneye girmeden önce sonuç kağıdındaki tüm tıbbi terimler arasında “yüksek risk” kısmı beni epeyce ürkütmüştü.
Bir kaç gün bu iÅŸlemi en iyi ÅŸekilde nerde, hangi doktora yaptırabiliriz diye araÅŸtırdık. En sonunda bir çok öneri ile Prof. Cansun Demir‘e yaptırmaya karar verdik. Ancak tüm bu süreçte ben çok periÅŸan oldum, çok aÄŸladım, çok üzüldüm. Neyse ki doktorumuz bizi çok rahatlattı. Ultrason bulgularının çok normal olduÄŸunu söylemesi birazcık sakinleÅŸmemi saÄŸladı.
Ardından iÅŸlem yapıldı, toplamda 2 dakika kadar sürdü, çok hafif bir iÄŸne batması dışında hiç birÅŸey hissetmedim. Sonuçları 20 gün sonra alacağımızı daha önce de biliyorduk ama biz alınan örnekleri Ankara’ya deÄŸil(Adana’da bu testler yapılmıyor, Ankara’ya yollanıyor) İzmir’e, ablamın eÅŸine yoladık, ve testler Ege Ünv.  yapıldı ve hemen ertesi gün %90′lık sonuçları öğrendik.
BebeÄŸimiz gayet saÄŸlıklıydı…
Yaklaşık bir haftadır yatmaktayım, amniyosentez sonucu kullanmak zorunda kaldığım antibiyotik ve 3 gündür devam eden nezle biraz canımı sıksa da bebeğimizin sağlıklı olması her şeyin üstüne geçiyor
Tüm bu yazdıklarım benim için bu zamana kadar yaşadığım en uç duygulardı. Bebek haberini aldığımız anla birlikte her şey müthiş bir değişime girdi ve hayatımda ilk kez hissettiğim şeyler oldu. Artık sevgilim ve benim tüm önceliklerimiz, birbirimize karşı duyduğumuz hislerimiz, ilişkimiz, bağlılığımız, hayata karşı duruşumuz değişecek ve biz hepsini büyük bir heyecanla bekiliyoruz. Hayatta bundan daha güzel bir şey olabilir mi?

Flickr Fotoğrafları

  • Image7
  • _MG_9711
  • _MG_9712
  • _MG_9719
  • _MG_9723
  • _MG_9728
  • _MG_9732
  • Image5
  • _MG_9752
  • _MG_9760
  • _MG_9764
  • Image4
  • _MG_9773
  • _MG_9814
  • _MG_9825
  • _MG_9829
  • _MG_9851
  • Image3
  • _MG_9860
  • _MG_9863

Sponsorlar

Global Warner